Cuma

Is it your birthday

Her şeyden dezilüzyon.
Yerden, insanlardan, kötüsü arkadaşlıklardan dezilüzyon.
Bu elbiseden bile. Bu elbise ki, yazın giymeyi en çok sevdiğim elbiselerden.
Bu müzikten dezilüzyon. Olmamış, yapmamış, dez.
Dez. Dezilüzyon.
Uzaklaşma isteği bir kenarda, hücrelerim benden önce uzaklaşmış bile. Yok, 6da uyanmışlık hissi bile değil ki, kemiklerim alınmış ama tüm sinirlerim yerinde gibi bir dezilüzyon.
Buradan dezilüzyon.
Yirmi dakikada kebap yemek gibi. Kebaptan dezilüzyon.
Dolamadan dezilüzyon, baklavadan dezilüzyon, dondurmadan dezilüzyon.
Şaraptan dezilüzyon.
Hiç olmayacak sanıyordun, rakıdan dezilüzyon.
Ağaçtan dezilüzyon, kitaptan dezilüzyon.
Buradan dezilüzyon.
Ben, buradan dezilüzyon.
Bir tek hala Kadıköy'den değil, o da yakındır gerçi.
Bu yaştan dezilüzyon, bu kafadan dezilüzyon, bu beklemeden dezilüzyon.
Yanlış tahmin etmedin, deri bir pantalondan bile dezilüzyon. Belki. Dur bakalım.
Coktan dezilüzyon, mühendisten dezilüzyon, nörodan dezilüzyon, başka ne olasılık vardı? Olasılık olmasından bile dezilüzyon.
Büyümek istememekten bile dezilüzyon.
Buradan bana dezilüzyon.
Ha bir tek balıktan dezilüzyon değil, denizden ne çıksa dezilüzyon olamaz.
İnsanlardan dezilüzyon.
Hadiden dezilüzyon, kalktan dezilüzyon, aadan dezilüzyon.
Ya bu elbiseden bile dezilüzyon.
Salkım domatesten dezilüzyon, marketimden simitçimden çiçekçimden dezilüzyon.
Sinemadan kafeden dezilüzyon.
Sokaktan caddeden bulvardan dezilüzyon.
Tiksintiden dezilüzyon istemeden dezilüzyon.
Anne eli diye şal ucunu tutmaktan dezilüzyon değil, ondan da dezilüzyon ya yakındır ya da lazımdır.
Babamla dans ediyorum diye parmak ucunda kalkmaktan dezilüzyon.
Yüzememekten dezilüzyon, Çeşme'nin çiçek-çim-toz kokusunu duyamamaktan dezilüzyon.
Güneş gözlüğümden dezilüzyon, 50 faktör güneş kremimden dezilüzyon.
İnsanlardan dezilüzyon.
Ben buradan dezilüzyon.

Hangi oje yakışmaz ki kız sana

başlığı altında Antep düşüncelerimi yazacaktım ama onun daha çok üstünde çalışmam gerektiğine karar verdim, çünkü hak ediyor. Yaşasın yemek yemek!

Pazartesi

Siz çalın ben YİYORUM

Lahmacun,
İçli köfte,
Yuvalama,
Gavurdağı,
Antep dolması

devamı gelecek
(daha tatlılara geçmedim)

Yarın da dondurma yiyeceğiz.

Başkası adına spam, yapılacak en eğlenceli şeylerden. Hayat, vanilya gibi sarıdır bazen!

Pazar

Var ya

Giderse çok kıskanırım. Umarım gitmez. A a. İstemiyorum ya banane. A aa.
Cık cık cık

diye düşünüyordum, sonra hatırladım:
Baş edebilirim çünkü baş ederim. Baş edebiliyorum. Edebilirim. Nefes. Bu kadar.

P.S. St Trinian's ı izledik. Çok eğlenceliydi. Yaşasın kızlar.

Poster: Yine Güzel

Cumartesi, Waiting for Godot (Beckett) ve The Doors of Perception (Huxley)'ı okudum.

Waiting for Godot'yu Ros and Guil are Dead'e çok benzettim. Okurken hep o geldi aklıma.
Neden Godot? Neden Gogo ve Didi? Pozzo ve Lucky'nin olayını anlamadım ama Estragon Lucky'ydi ve Vladimir Pozzo'ydu bence. Ve existentialist yazılar beni üzdüğü için, şimdilik bunun hakkında bu kadar.

The Doors of Perception'dan da seçmeceler:

"We live together, we act on, and react to, one another; but always and in all circumstances we are by ourselves. The martyrs go hand in hand into the arena; they are crucified alone. Embraced, the lovers desperately try to fuse their insulated ecstasies into a single self-transcendence; in vain. By its very nature every embodied spirit is doomed to suffer and enjoy in solitude. Sensations, feelings, insights, fancies - all these are private and, except through symbols and at second hand, incommunicable. We can pool information about experiences, but never the experiences themselves. From family to nation, every human group is a society of island universes.
Most island universes are sufficiently like one another to permit of inferential understanding or even of mutual empathy or 'feeling into'. Thus remembering our own bereavements and humiliations, we can condole with others in analogous circumstances, can put ourselves (always, of couse, in a slightly Pickwickian sense) in their places. But in certain cases communication between universes is incomplete or even non-existent. The mind is its own place [...]. Words are uttered, but fail to enlighten. The things and events to which the symbols refer belong to mutually exclusive realms of experience.
To see ourselves as others see us is a most salutary gift." (Pickwickian sense derken?)

Cuma

Kapri bu yaz moda mı değil?

Chosen profession: Havuz kenar süpürücülüğü
Yağmurda ve rüzgarda çeşitli çam iğneleri ve sarı tozlar itinayla süpürülür, yer yer küfür edilir. Ücretlere bahşiş dahil değildir.

Neyi fark ettim biliyor musun?
-Gugukçuk kuşu aslında AĞLIYORMUŞ :(
-Bursa'ya geldiğimde postlarım çok wildlife odaklı oluyor

Perşembe

Çocuk da yesin

Çok sevdiğim Suri (suuri diye okuyorum) kolye ucumu yaptırsın diye zaaaaaten getirmişim Bursa'ya. Dolan dolan ara ara bir hal oldum. Yoley! Böyle aferin bana anlarını seviyorum.

-Bugün, kabinde giysi denerken bile dans ediyordum. Sevgili içimdeki dans; üç yıldır neredeydin peki?

Çarşamba

Hey Di-Cey

Ne büyük hayal kırıklığı...
Ama dediğim gibi. Hayat, vanilya gibi sarıdır bazen-- bazen bir kurabiye kadar kırılgan, muzlu dondurma gibi yumuşak ve mudpie kadar karışık.
Geç, ama uykum yok. Konuşasım var, konuşasım var ve biraz da hüzün, böyle eser miktarda.
Çok özledim anne, çok özledim.

Buraya da P.S. yakışır: Diyorum sonra içimdeki şaha kalkıyor. 'Peki yaralarım?' diyor, basit, kısa, öz, 'Peki yaralarım.' Peki, ya yaralarım? da olabilir, Peki yaralarım, haklısınız. da olabilir. Önemli olan, iki sözcükle şaha kalkıp beni sarsıp ya uyutuyor ya uyandırıyor emin değilim, pek de uykum yok hani.

P.P.S. Bugünkü 'Ben yetişkinim' çıkışımla çelişince de deli oluyorum, çelişmeyince de. Bağırasım var birazcık.

Anladın artık burayı: Arasam diyorum, arasam zehirimi mi akıtırım kendimi mi kırarım ne yaparım ben bilmiyorum. İçimden geldiği gibi davranmam gerekiyor güya, ama ne bileyim ben içimden ne geliyor ne gelmiyor. Yetişkinim ya güya, güya büyüdüm artık ya hani. Arasam diyorum, hala kuzumla uyuyorum onu da bir arasam. Lanet olsun.

Bu son: She wants to uncall it! She wants to uncall it! She wants to uncall it!

In Retrospect

Hani bir ara bir şey yazmıştım ya, bazen kötü bir şey değilmiş diye, O YALAN.

Pazartesi

Önümüzdeki jenerasyonlara iki deyim bırakıyoruz:
-Rakı değil meyhane (pipedreams)
-5te uyanmışlık hissi (bendeniz)
Cümlede kullanımı:
"Rakı değil meyhane 5te uyanmışlık hissi veren"

Kendi adını duymak rahatlatıcı mıdır? Öyleyse neden?

Bir de, nereden çıktı bilmiyorum ama Nights in White Satin-

Bu posta eklendikçe ekleniyor ama bana bir şey yardım ediyor yoksa bu çekilecek gibi değil.

"A Little Party"

Dün sabah 7'de yoga yapmak için Galata'daydık. Ne komik, deli gibi. Oldukça eğlenceliydi. Pisti ama eğlenceliydi. 5:30'da kalkıp bir şey yapmak çok heyecanlı oluyor bazen. Bazen. Matın üzerinde yatarken Galata Kulesine bakıyordum, çok güzel bir histi. Matıma kuş sıçtı.
What do you think GoonRock?
Yendiğimi sanıyordum
Sonra birden kaybettiğimi fark ettim.

Cumartesi

Notlar

Güneş yanığım hala acıyor
Başvuru yapmalıyım
Dün gece fasıl sonrası çok güzeldi. Curcuna'yı beğendim. Açık hava, yer var falan.
Güneş yanığım gerçekten çok acıyor

Perşembe

Aaaaaaaaaa

Güneş yanığı... Acıyoooooooooooooooooor

Çarşamba

P.S.

Okul bitti ama hocalarımla istediğim gibi vedalaşamadım. Kahrolası son günler.